mavibirbulutolsam

30 Eylül 2009

Kartlarımız ( Kedigiller )

Filed under: BEÖ,DEFNE — by mavibirbulutolsam @ 13:15
Defne bütün kartları hiç karıştırmadan eşleştirdi.Altı tanesini de isimleri ile beraber biliyor.Aslan ,kaplan, puma, çita , leopar ve kedi.Nasıl ayırt edip isimlerini karıştırmıyor şaşıyorum .Çocuklar bizim sandığımızdan daha zekiler ,aslında buna zekilik dememek gerek normal halleri bu ve hepsi böyle .Biz yetişkinlere fazla geliyor sanırım bu davranışları : )

Ramazan Bayramı

Filed under: DEFNE — by mavibirbulutolsam @ 11:01

Bayramın ilk günü Samsun ‘da köydeydik.Havanın güzel olmasını da fırsat bilerek Esentepeye çıktık.Adı üstünde sürekli esiyor : ) Defne rüzgarı çok sevdi , ikimiz rüzgara karşı bol bol koştuk hatta uçak bile olduk.Böğürtlende yedik. Defne ‘ye pek ilgisini çekmesede dağları gösterdim , kendiside ilk kez bir bulutu timsaha benzetti .



Üç günde izin alıp bir hafta tatil yaptık.Samsun Belediyesi ‘ne hayranım ,Samsun sahilini o kadar güzelleştirdilerki imrenmemek elde değil.Darısı Giresunluların başına.


Faytona da bindik.Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.Benim için Büyükada ile özdeş bir durumdu da.

Nurgül Teyzemiz ve Defne

Bayram dönüşü Giresun ‘da Devrim Ablamızın kına gecesine katıldık.Defne tam anlamıyla döktürdü ,çok komikti .Beklenmedik bir anda beklenmedik bir hareketle bizim kız dansöz gibi oynamaya başladı .Hayır ,önceden bu kadar oynadığını görsek şok olmazdık , gülme krizlerine girdik.Masada oynamaya başlayan kızımız piste inmek için ısrar etti , düğün salonu müziği etkisi sanırım : ))

Odamızdan

Filed under: Defne İçin — by mavibirbulutolsam @ 10:50


Oyuncak rafımız ve kart kutumuz.Meraklı Minik ‘e üye olmadan önce sağ alt köşedeki kartları kitapçıdan aldığım kartpostallar ile hazırlamıştım.

11 Eylül 2009

Waldorf Eğitimi ( Tarhan ONUR )

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar — by mavibirbulutolsam @ 07:31

http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani/browse_thread/thread/2a3bf2b135cf2458?pli=1

Çok uzun bir yazı , bazı bölümlerini ekliyorum.

Steiner’e göre, dik duruş, devinim ve yürüyüşteki bireysellik, dil ve kendini ifade, bakışlar ve son olarak da düşünme, duyumsama ve irade asla bedenselliğin bir sonucu değildir, tersine sürekli kendisini bedensellikte gerçekleştiren bir ruhsal-tinsel varlığın dışavurumlarıdır.

0-6 yaş grubundaki çocuk, Rudolf Steiner’e görebaştan sona bir duyu organıdır. Özellikle ilk üç yılda tıpkı diğermemelilerde olduğu gibi, çocuğun fizik organlarının gelişerek içinedoğduğu ortama uyum sağlaması, başlıca taklit ve örnek alma yoluyla gerçekleşir.İlk aylarda anne şefkat ve gülümsemeyle üzerineeğildiğinde, çocuk da zamanla gülümsemeyle karşılık verir. Fizikselortamda olup biten ne varsa, hepsini taklit eder ve bu sırada fizikselorganları yapılanır ve gerekli, kalıcı insani biçimlere yönlendirilmişolur. Zaten eski beyin içgüdüsel olarak kolları ve bacakları süreklihareketli kılar. Hareketler sinir sisteminin gelişmesini sağlar. Bu dönemde gelişme, içten gelen bu güdülerle dıştan gelen içeriklerinkarşılıklı etkileşimi sayesinde gerçekleşir. Algılananlar yeni beynekaydedilir ve edinilen fiziksel, duyusal izlenimler hemen taklit yoluyla denenir. Steiner, “çocukken duyu izlenimleri soluk almak gibidir, soluk vermeye denk düşen edim ise taklittir” der. Yürümeyide, konuşmayı da taklit yoluyla öğrenir. Önünde ayakta dimdik duran veuzamda ileri doğru hareket eden örnekler olmazsa, çocuğun yürümeyidahi öğrenemediği, geçen yüzyılda Uzak Doğu’da bulunan kurtların
yetiştirdiği çocuklar sayesinde kanıtlanmıştır.

İlk yıllarda her şey oyun, her nesne oyuncaktır. Bu dönemde çocuğunbeyni uygun oyuncaklarla uyarıldığında, fantezisi harekete geçirilir.Fanteziyi beslemenin yolu, çocuğun eline bitmiş, her şeyiyle dört dörtlük oyuncaklar vermemektir. Bir çapıt parçasının bağlanarak ya da düğümlenerek baş, kol ve bacaklardan ibaret bir bedenedönüştürülmesiyle ortaya çıkan bir bebek, ağlayan, konuşan, yürüyenbir bebekten çok daha elverişlidir. İnsana ait gözlemlediği her şeyi çocuk düş gücüyle çapıt bebeğe ekler. Bu tıpkı uygun hareket alıştırmalarıyla elin kaslarının gelişmesine benzer, çocuk çapıt parçasını düş gücünü kullanarak insana benzer hale getirecektamamlayıcı çalışmayı yaptıkça beyni de gelişecektir. Oysa hazır bebekkarşısında beyne yapacak iş kalmaz. Yine kuklalar, iplerle hareketettirilen canlılar ya da sağa sola çekilerek olay örgüsündeğiştirmeye izin veren masal kitapları düş gücü ve beynin biçimlenmesi için yararlıdır.

Baştan sona duyu organı olan çocuk, çevresindeki sevinç, öfke, nefret,aşk gibi duyguları ve sevecen, kaba ya da ince davranışları bütünüyle titreşimler halinde algılar ve taklit eder. Oyunlarında bu duygu ve davranışların izlenimlerini ve yorumlanmasını gözlemleyebiliriz.Sevinç ve coşkular sıcak duygulardır ve çocuğun gelişimine yardımcıolur. Gıdalarla beslenme kadar bu tür sıcak duygularla beslenme de çokönemlidir. Yaşadığı ortamda böyle taklit edebileceği sağlıklı örnekler ve davranışlar sergilenmelidir. Demek ki prensipte, çocuğun yanındataklit etmesini istemediğimiz hiçbir hareket ve davranıştabulunmamalıdır. İnsan kendisi, çocuğa yapma diyeceği hiçbir şeyi yapmamalı ve hiçbir sözü sarf etmemelidir.

Konuşma da taklit yoluyla ve duymayla öğrenildiğinden, çocuklakonuşurken düzgün ve doğru bir dille konuşmalıdır. Çocukla birlikte söylenen şarkılar, güzel ritmik izlenimler bırakmalıdır. Şarkının anlamı değil, ritmi, melodisi önemlidir. Gözüne ve kulağına gelen her şey canlandırıcı olmalıdır. Ayrıca ritmik hareketler ve danslar organ biçimlendirici kuvvete sahiptir. Oyunla karışık ve düş gücünü faaliyete geçiren öyküsü olan dans hareketleri sırasındaki duygusal- bedensel coşkulu katılım, organizmayı ısıtır. Öğrenme süreciyle bu bakımdan sindirim arasında bir benzerlik vardır. Öğrenilenlerin sindirilmesiyle bellek oluşur. Öte yandan bedensel hareketlerde karşılaşılan en ufak zorlamanın bile üstesinden gelmek, irade eğitimine yarar. Öğrenme sürecinin başlıca bir haz alma süreci olması bedensel faaliyet sırasında beyinde üretilen kimyasalların yardımıyla kolaylaştırılır.

O nedenle çocuk büyülü yıllar denen bu ilk yedi yıl içinde daha sonra öğrenmeyeceği kadar çok şey öğrenir ve kalıcı dişlerin çıkmasıyla,buna paralel olarak taklit ve oyun sayesinde algılama, deneme,uygulama, ama aynı zamanda değiştirme ve dönüştürme yeteneklerini geliştirerek sonunda toplumsal bir varlığa dönüşür. Korunmalı aile ortamından çıkıp okula gitme zamanı gelir. Artık ikinci doğumu da gerçekleşmiş olur.

Öğretmek için insanın üç varlığı beden, ruh, tin dikkate alınmalı diyen Steiner, sevgi dolu birebir ilişkinin önemini vurguluyor..

Eğitmenin varlığı, hareketleri, davranışı, olaylar karşısındaki tutumu, konuşması, güleryüzü, neşesi, iyimserliği önemli örnek oluşturur. O bilgisiyle değil, çocuk için kim olduğuyla, nasıl
olduğuyla örnektir. Bu nedenle kendisini sürekli eğitir.

09 Eylül 2009

DEFNE

Filed under: DEFNE — by mavibirbulutolsam @ 08:19
Bu sabah kahvaltı hazırlamak için eve gittiğimde Defne bluzuma bakıp ‘Çiçek nerde ? ‘diye sordu.’Kızım unuttum takmayı.’ dedim.Bluzuma ait örgü çiçeği takmayı unutmuştum, Defne hatırlattı : )

İki akşam önce:
Defne yatak odasında her zamanki gibi babasının komidinindeki kitapları yatağın üstüne saçtı.Birden gözüne twist shape benzeri spor aletimiz takılıp ‘Spor yapcam , spor yapcam ! ‘ diye tuturdu.Bende kitapları toplayıp yerine koymadan yapamayacağını söyledim.Bu söz üzerine odadan çıkmaya yeltenirken ‘Hadi gel birlikte toplayalım,bende sana yardım edeyim. ‘ dedim ve küçük hanım geri döndü. Birlikte kitapları yerine koyduk ve koyarkoymaz ‘ spor yapcam ‘ dedi.
: ))

Defne dağıttıklarını genelde tek başına toplamıyor.Birlikte toplayalım, sana yardım edeyim dendiğinde topluyor.

08 Eylül 2009

Filed under: Uncategorized — by mavibirbulutolsam @ 06:41

http://www.scrapblog.com/viewer/viewer_v2_embed.swf?scrapblogId=2169678&showShareButton=true&showShareInitially=true&showOnlyShare=false&partnerId=1

04 Eylül 2009

Alıntı

Filed under: Alıntılar — by mavibirbulutolsam @ 07:59

http://icimdengeldigigibii.blogspot.com ‘ dan alıntıdır.

Brigitte BARDOT

“Gençlik, insanın başına hayatta bir kere gelir.” LONGFELLOW

Bir kere gelir biliyorum ama hayat işte elimizde olmadan bizi farklı yerlere sürüklüyor ve su gibi akıp gidiyor. Daha dün 18 ‘ dim.Ne hayallerim vardı : (( Bugün 28 ‘ im.O zamanki hayallerimi gerçekleştirebilseydim bugün farklı hayallerim olurdu.Şimdi ise çok farklı.Gençliğimin en güzel yılları Doğankent’ te geçti , geçiyor.Abartmak gibi olmasın ama üstüme ölü toprağı serpilmiş gibi.Burada hayat yok.

ANNELİK SANATI ( Maria MONTESSORİ )

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar,kitap — by mavibirbulutolsam @ 07:32

Annelerin , Babaların Görevi

Anne ve baba ,çocuğun yaratıcısı veya yapıcısı değil, vasisidir.Onlara düşen , çocuğu korumak ve bu kutsal emanete ihanet etmemektir.Doğanın gönüllerine dikip aşıladığı sevgiyi arıtmalı , bu sevginin bencillikle , kayıtsızlıkla körletilmeyecek kadar değerli ve temelli bir duygunun belirtisi olduğunu anlamalıdırlar.Anne babalar , dünyada çocuk haklarının tanınması uğruna girişilecek büyük sosyal mücadelede yerlerini almalıdırlar.Öteden beri insan haklarından ve yeni yeni de işçi haklarından söz edlmektedir.Artık çocuğun sosyal haklarının da gündeme alınması zamanı gelmiştir.İşçi haklarının tanınması , toplum için bir ölüm kalım sorunudur,çünkü insanlık işçi emeği sayesinde ayakta durmaktadır.Ama işçi , emeğiyle yaşamamız için gerekli metaları nasıl üretiyor ve yaratıyorsa , çocuk da onlardan çok daha önemli bir şeyi , insanlığın kendisini üretmekte , yaratmaktadır. İşçi haklarının tanınması , toplumda nasıl dengesizlik ve haksızlıkların ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaksa, çocuk haklarının tanınması da, insanlık için en az o derece önemli bir devrimdir.
Büyükler, çocuk haklarını şimdiye kadar terketmiş olmalarının vebalini yüreklerinde duymalı , çocuğun gerçek doğasını , gerçek değerini ve gerçek gücünü anlamaya bakmalıdır.
Anne ve babalara düşen büyük bir görev vardır. Aralarında birşleşerek , birlikte çalışarak çocukları kurtarmalı, çocukları kurtararak da insanlığın geleceğini kurtarmalıdırlar.Onları yalnız toplum değil , aynı zamanda doğa da göreve çağırmaktadır.

02 Eylül 2009

Minik PALYAÇOM :))

Filed under: DEFNE — by mavibirbulutolsam @ 21:09

Dün öğlen arası için eve geldiğimizde kızımız babası ile beni kapıda böyle karşıladı.
Uzun zamandır hiç bu kadar gülmemiştim : ))))
Hacer Ablasının ellerine sağlık.
Bu arada saçlar peruk değil doğal :)) Tam palyaço olmuş yaaaaaaaaaaaaa.SIPA.
Evet kızım, biz seni sıpa diye seviyoruz .

Uzun Bir Aradan Sonra …

Filed under: DEFNE — by mavibirbulutolsam @ 21:07

Uzun bir aradan sonra suluboya.

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.