mavibirbulutolsam

01 Eylül 2010

MONTESSORİ SEMİNERİ

Filed under: Alternatif Eğitim,herşeyden — by mavibirbulutolsam @ 12:30


‘Acaba birgün İstanbul ‘a gidip seminere katılabilir miyim ? ‘ diye düşünürken Giresun ‘da Zuhal Bilir Meier ve Eylem Korkmaz tarafından verilen bir seminere katılmak benim için çok heyecan verici ve güzeldi.Üç gün boyunca hayatımda hiç olmadığım kadar tüm algılarım açık bir şekilde karşımdakini dinledim .Seve seve dinledim ve buradan şuraya bağlıyorum : )
Sevmek, yaptığın işi sevmek. Ben bu şanslı insanlardan olamadım ancak çocuklarım inşallah sevdikleri işleri yaparak çok daha mutlu hayatlar yaşarlar.

11 Eylül 2009

Waldorf Eğitimi ( Tarhan ONUR )

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar — by mavibirbulutolsam @ 07:31

http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani/browse_thread/thread/2a3bf2b135cf2458?pli=1

Çok uzun bir yazı , bazı bölümlerini ekliyorum.

Steiner’e göre, dik duruş, devinim ve yürüyüşteki bireysellik, dil ve kendini ifade, bakışlar ve son olarak da düşünme, duyumsama ve irade asla bedenselliğin bir sonucu değildir, tersine sürekli kendisini bedensellikte gerçekleştiren bir ruhsal-tinsel varlığın dışavurumlarıdır.

0-6 yaş grubundaki çocuk, Rudolf Steiner’e görebaştan sona bir duyu organıdır. Özellikle ilk üç yılda tıpkı diğermemelilerde olduğu gibi, çocuğun fizik organlarının gelişerek içinedoğduğu ortama uyum sağlaması, başlıca taklit ve örnek alma yoluyla gerçekleşir.İlk aylarda anne şefkat ve gülümsemeyle üzerineeğildiğinde, çocuk da zamanla gülümsemeyle karşılık verir. Fizikselortamda olup biten ne varsa, hepsini taklit eder ve bu sırada fizikselorganları yapılanır ve gerekli, kalıcı insani biçimlere yönlendirilmişolur. Zaten eski beyin içgüdüsel olarak kolları ve bacakları süreklihareketli kılar. Hareketler sinir sisteminin gelişmesini sağlar. Bu dönemde gelişme, içten gelen bu güdülerle dıştan gelen içeriklerinkarşılıklı etkileşimi sayesinde gerçekleşir. Algılananlar yeni beynekaydedilir ve edinilen fiziksel, duyusal izlenimler hemen taklit yoluyla denenir. Steiner, “çocukken duyu izlenimleri soluk almak gibidir, soluk vermeye denk düşen edim ise taklittir” der. Yürümeyide, konuşmayı da taklit yoluyla öğrenir. Önünde ayakta dimdik duran veuzamda ileri doğru hareket eden örnekler olmazsa, çocuğun yürümeyidahi öğrenemediği, geçen yüzyılda Uzak Doğu’da bulunan kurtların
yetiştirdiği çocuklar sayesinde kanıtlanmıştır.

İlk yıllarda her şey oyun, her nesne oyuncaktır. Bu dönemde çocuğunbeyni uygun oyuncaklarla uyarıldığında, fantezisi harekete geçirilir.Fanteziyi beslemenin yolu, çocuğun eline bitmiş, her şeyiyle dört dörtlük oyuncaklar vermemektir. Bir çapıt parçasının bağlanarak ya da düğümlenerek baş, kol ve bacaklardan ibaret bir bedenedönüştürülmesiyle ortaya çıkan bir bebek, ağlayan, konuşan, yürüyenbir bebekten çok daha elverişlidir. İnsana ait gözlemlediği her şeyi çocuk düş gücüyle çapıt bebeğe ekler. Bu tıpkı uygun hareket alıştırmalarıyla elin kaslarının gelişmesine benzer, çocuk çapıt parçasını düş gücünü kullanarak insana benzer hale getirecektamamlayıcı çalışmayı yaptıkça beyni de gelişecektir. Oysa hazır bebekkarşısında beyne yapacak iş kalmaz. Yine kuklalar, iplerle hareketettirilen canlılar ya da sağa sola çekilerek olay örgüsündeğiştirmeye izin veren masal kitapları düş gücü ve beynin biçimlenmesi için yararlıdır.

Baştan sona duyu organı olan çocuk, çevresindeki sevinç, öfke, nefret,aşk gibi duyguları ve sevecen, kaba ya da ince davranışları bütünüyle titreşimler halinde algılar ve taklit eder. Oyunlarında bu duygu ve davranışların izlenimlerini ve yorumlanmasını gözlemleyebiliriz.Sevinç ve coşkular sıcak duygulardır ve çocuğun gelişimine yardımcıolur. Gıdalarla beslenme kadar bu tür sıcak duygularla beslenme de çokönemlidir. Yaşadığı ortamda böyle taklit edebileceği sağlıklı örnekler ve davranışlar sergilenmelidir. Demek ki prensipte, çocuğun yanındataklit etmesini istemediğimiz hiçbir hareket ve davranıştabulunmamalıdır. İnsan kendisi, çocuğa yapma diyeceği hiçbir şeyi yapmamalı ve hiçbir sözü sarf etmemelidir.

Konuşma da taklit yoluyla ve duymayla öğrenildiğinden, çocuklakonuşurken düzgün ve doğru bir dille konuşmalıdır. Çocukla birlikte söylenen şarkılar, güzel ritmik izlenimler bırakmalıdır. Şarkının anlamı değil, ritmi, melodisi önemlidir. Gözüne ve kulağına gelen her şey canlandırıcı olmalıdır. Ayrıca ritmik hareketler ve danslar organ biçimlendirici kuvvete sahiptir. Oyunla karışık ve düş gücünü faaliyete geçiren öyküsü olan dans hareketleri sırasındaki duygusal- bedensel coşkulu katılım, organizmayı ısıtır. Öğrenme süreciyle bu bakımdan sindirim arasında bir benzerlik vardır. Öğrenilenlerin sindirilmesiyle bellek oluşur. Öte yandan bedensel hareketlerde karşılaşılan en ufak zorlamanın bile üstesinden gelmek, irade eğitimine yarar. Öğrenme sürecinin başlıca bir haz alma süreci olması bedensel faaliyet sırasında beyinde üretilen kimyasalların yardımıyla kolaylaştırılır.

O nedenle çocuk büyülü yıllar denen bu ilk yedi yıl içinde daha sonra öğrenmeyeceği kadar çok şey öğrenir ve kalıcı dişlerin çıkmasıyla,buna paralel olarak taklit ve oyun sayesinde algılama, deneme,uygulama, ama aynı zamanda değiştirme ve dönüştürme yeteneklerini geliştirerek sonunda toplumsal bir varlığa dönüşür. Korunmalı aile ortamından çıkıp okula gitme zamanı gelir. Artık ikinci doğumu da gerçekleşmiş olur.

Öğretmek için insanın üç varlığı beden, ruh, tin dikkate alınmalı diyen Steiner, sevgi dolu birebir ilişkinin önemini vurguluyor..

Eğitmenin varlığı, hareketleri, davranışı, olaylar karşısındaki tutumu, konuşması, güleryüzü, neşesi, iyimserliği önemli örnek oluşturur. O bilgisiyle değil, çocuk için kim olduğuyla, nasıl
olduğuyla örnektir. Bu nedenle kendisini sürekli eğitir.

04 Eylül 2009

ANNELİK SANATI ( Maria MONTESSORİ )

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar,kitap — by mavibirbulutolsam @ 07:32

Annelerin , Babaların Görevi

Anne ve baba ,çocuğun yaratıcısı veya yapıcısı değil, vasisidir.Onlara düşen , çocuğu korumak ve bu kutsal emanete ihanet etmemektir.Doğanın gönüllerine dikip aşıladığı sevgiyi arıtmalı , bu sevginin bencillikle , kayıtsızlıkla körletilmeyecek kadar değerli ve temelli bir duygunun belirtisi olduğunu anlamalıdırlar.Anne babalar , dünyada çocuk haklarının tanınması uğruna girişilecek büyük sosyal mücadelede yerlerini almalıdırlar.Öteden beri insan haklarından ve yeni yeni de işçi haklarından söz edlmektedir.Artık çocuğun sosyal haklarının da gündeme alınması zamanı gelmiştir.İşçi haklarının tanınması , toplum için bir ölüm kalım sorunudur,çünkü insanlık işçi emeği sayesinde ayakta durmaktadır.Ama işçi , emeğiyle yaşamamız için gerekli metaları nasıl üretiyor ve yaratıyorsa , çocuk da onlardan çok daha önemli bir şeyi , insanlığın kendisini üretmekte , yaratmaktadır. İşçi haklarının tanınması , toplumda nasıl dengesizlik ve haksızlıkların ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaksa, çocuk haklarının tanınması da, insanlık için en az o derece önemli bir devrimdir.
Büyükler, çocuk haklarını şimdiye kadar terketmiş olmalarının vebalini yüreklerinde duymalı , çocuğun gerçek doğasını , gerçek değerini ve gerçek gücünü anlamaya bakmalıdır.
Anne ve babalara düşen büyük bir görev vardır. Aralarında birşleşerek , birlikte çalışarak çocukları kurtarmalı, çocukları kurtararak da insanlığın geleceğini kurtarmalıdırlar.Onları yalnız toplum değil , aynı zamanda doğa da göreve çağırmaktadır.

01 Eylül 2009

Şiir

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar — by mavibirbulutolsam @ 11:46

İmkansız. 100 İşte Orada!

Bir çocuk 100den ibarettir
Bir çocuğun 100 lisanı
100 eli
100 fikri
100 düşünme şekli
oynama şekli ve konuşma şekli vardır
100 her zaman 100
dinleme şekli
sevme şeklidir
şarki söylemek ve anlamak için
keşfetmek için
100 zevk
100 dünya
icat etmek için
hayali kurulacak 100 dünya.
Bir çocuğun 100 lisani vardır
( ve yüzlerce yüzlerce dahası )
ama 99unu çalıyorlar.
Okul ve bu kültür,
kafayla vücudu ayırıyor.
Onlar cocuğa:
elleri olmadan düşünmesini,
kafasi olmadan yapmasını,
zevk almadan anlamasını
sadece yılbaşlarında ve bayramlarda
sevip şükretmesini söylüyorlar.
Onlar çocuğa:
zaten orada olan bir dünyayı keşfetmesini söylüyorlar
ve geri kalan 99unu çalıyorlar.
Onlar çocuğa:
iş ve oyunun
gerçek ve fantezinin
bilim ve hayal etmenin
yerin ve göğün
sebep ve rüyanın
birbirine ait olmadığını söylüyorlar.

Ve onlar çocuğa
100ün orada olmadığını söylüyorlar.
Çocuk onlara:
İmkansız. 100 işte orada! diyor.

Reggio Emilia’nın kurucusu Loris Malaguzzi ‘nin şiiri

25 Ağustos 2009

Çocuk Eğitimi Sanatı ( Emel Çakıroğlu Wilbrandt )

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar,kitap — by mavibirbulutolsam @ 05:45
Eğitimin başlıca görevi, çocuğa bağımsız olmayı sağlayacak her şeyi bulabileceği gelişimini destekleyen en uygun çevreyi hazırlamaktır.Ve bu Montessori ‘ye göre ancak çocuğun gelişimine uygun olunca gerçekleşebilir, yani eğitimci hangi iç güçlerin ve becerilerin ne zaman geliştiğini ve çocuğun o anda bulunduğu gelişim basmağında nelere gerek duyduğunu biliyorsa amacına ulaşabilir.Çünkü çocuktan ne yapabileceğinin fazlası, ne de azı beklenmelidir.Montessori, çocuğun içinde bulunduğu gelişim durumunun gerektirdikleri verilmediğinde , yetersiz zihinsel beslenmeden söz eder.
Montessori ‘ye göre , çocuğun gelişiminde kişiliğinin bölünmez bir bütünü olarak yetişkinden bağımsızlaşmaya çalışan ” doğuştan gelen bir aktivite” etkilidir.Yani gelişimin hedefi ve böylelikle de doğumdan başlayan eğitimin amacı ve görevi , yetişkinden bağımsızlaşmaktır.
Anlık aktivite kendi başına iş yapma istediğinde kendisini göstermekte ve çocuğu ”insanın mimarı ” yapmaktadır.Buna göre , çocuk daha doğumda bile yalnızca biyolojik bir organizma değil, özellikle ” zihinsel bir organizma ” dır; çevresine uyum sağlamaya ve onu sahiplenmeye ve böylelikle de bu çevre içinde bağımsız bir yaşam sürebilen insanı inşa etmeye çalışmaktadır.

Öğretmeni ; boş bir kaseyi bilgilerle dolduracak kişi olmaktan çıkararak , hazırlanmış bir çevrede ; kendini oluşturma yolundaki çocuğun yolundaki engelleri ayıklamakla , çocuğun; kendim yapabilmem için bana yardım et isteğini yerine getirmekle görevli kılmış.

23 Temmuz 2009

Montessori Eğitim Sistemi

Filed under: Alternatif Eğitim,Alıntılar,kitap — by mavibirbulutolsam @ 06:25

Montessori Eğitim Sisteminin Temel İlkeleri.
Bu ilkeler , eğitim sisteminin daha sonra geçirdiği gelişimlerde geçerliliğini yitirmemiştir.Sistemin belkemiğidir.

Çocuğun hoşlandıkları:

Alıştırmanın tekrarı
Özgür seçim
Hata deneyimi
Hareketlerin çözümlenmesi
Sezsizlik alıştırması
Sosyal ilişkilerde düzgün davranış
Çevrede düzen
Kişisel temizliğe özen
Duyuların eğitimi
Okumadan ayrı yazma
Okumadan önce yazma
Kitapsız okuma
Özgür faaliyetli disiplin

Çocuğun geri çevirdikleri:

Ödüller ve cezalar
İmla kılavuzları
Programlar ve sınavlar
Oyuncaklar ve şekerlemeler
Öğretmen masası
Toplu dersler (Sadece özel sorun ve faaliyetlere giriş olarak verilir)

02 Nisan 2009

MONTESSORİ

Filed under: Alternatif Eğitim — by mavibirbulutolsam @ 11:53

http://www.montessoriegitimi.org
ayrıntılı bilgileri bu siteden edinebilirsiniz.

25 Mart 2009

Edison’ s DAY

Filed under: Alternatif Eğitim — by mavibirbulutolsam @ 14:24

WordPress.com'da Blog Oluşturun.